Var oluşa, yaşam biçimine, geleneksel kabul, kavram ve algılamalara kendi düşünce yeteneği ile geliştirdiği perspektiften bakarak yorumlama veya itiraz etme ruhsatıdır.
Bu ruhsat ancak eseri seyredilen sanatçı için, sanatseverler anlamasalar dahi “bu ne yapmış?” demek yerine, “mutlaka bir bildiği vardır” yorumu ve saygısını sağlayarak elde edilir.
Resme uyarlarsak; önce görüneni, bilineni ışığıyla rengiyle çok iyi analiz edebilmeli ve tuvale aktarabilmeli iyi bir sanatçı.
Üstad olduktan sonra da görüneni, bilineni veya görünmeyeni, bilinmeyeni, kavramları kendi yorum ve kendine ait bir üslup ile plastik değerlerde yeniden ifade edebilmelidir.
O zaman eseriniz anlaşılmasa da saygı duyulur ve “Bunu ben de yaparım,” düşüncesinde olmaz diğer insanlar.
İstisnalar dışında sanatçı olmaya giden yolun bu olması düşüncesindeyim.
Aksi halde suistimal ve spekülasyon kapısı açık olur; giren de çok olur ve öyledir.
Bence resim sanatında akademiler önce usta, hatta üstad yetiştirmeli; işin master kısmında modern tarzda çalışma yapmalıdır. Doğru olan budur.
Zira akademilerin sanat olarak kabul ettikleri tüm izlenimlerin yaratıcılarının çoğu, hatta belki de tamamı bu yoldan geçerek olgunlaşmışlardır.